Aug 172010
 

Kabul etmeliyim ki bu bloga sadece hatıralarımı anlatmış ya da yazmış olmak için yazmıyorum. Birilerinin bu satırları okuması ve sonrasında Türkiye’ de bisiklet sürmenin nasıl olabileceği hakkında bir fikir edinebilmesi gibi gizli bir umudum var, umarım insanları imkansız görünenin aslında mümkün olan olduğuna ve buna İstanbul’ da bisiklete binmenin de dahil olduğunu ikna edebilirim.

Bunları söylemiş olmama rağmen şimdi mantıkdışı bir şey yapacağım. Fazlası ile farkındayım ki amacıma ulaşabilmek için aslında öncelikle İstanbul’ daki düz rotaları çıkarmalıyım. Yani üzerinde neredeyse pedallamadan bile gidilebilen kolay, zahmetsiz ve ağrısız rotalardan bahsediyorum. Ama gel gör buna uygun yerler o kadar az ve birbirinden uzak ki buralara ulaşabilmek bile ayrı bir sorun. Bu sebeple sanırım en kötüsüne kendinizi alıştırmak ve hazırlıklı olmak en iyisi.

İstanbul tepeler üzerinde kurulu olduğundan nereye giderseniz gidin yolunuz üzerinde bir yada birkaçı olacaktır mutlaka. Pozitif düşünmek bunları alt etmenin en iyi yolu sanırım.

Bir, şahsen bisikleti sürmemin imkansızlaştığı noktada inip taşımayı kendi açımdan rahatlatıcı bir fikir olarak görüyorum, ne de olsa kimse beni bisikletime zincirlemiş durumda değil ve pekala yürüyebilirim.

İki, eğer karşımda bir yokuş varsa bunun bir inişi olacak elbette. Tamam bu tespit İstanbul için doğru ama bu koca ülkenin kimi bölgelerinde tutmayabiliyor. Yani İstanbul’ da boğaza nazır bisiklet sürerken her zaman daha kötüsünün olduğunu unutmayın.

Üç, ödülü kendinize hatırlatmak her zaman iyidir. Bu kimi zaman bir manzarayken kimi zaman çok leziz bir yemek olabilir:

Çamlıca tepesine çıkabilmişsem buradaki yeşilliğin ( ki bahsettiğim şey altı üstü şehir içinde pek görmediğiniz ağaçlar ve çimenler ) tadını çıkarabilir, Boğaz manzaralı terası olan buradaki tesiste manzaranın keyfini çıkarabilirim. Bu arada belediyeye ait olan tesisin fiyatları da uygun ve sebzeli krepleri gerçekten çok lezzetli.

Adaların açıkça düz olduğu söylenebilir, eğer etrafında bir tur atıyorsanız, ama tabi ki tırmanmaya niyeti olanlar için tepeler bulmak da mümkün. Örneğin Burgazada’ nın ( üçüncü büyük ada ) tam ortasında olan ve çok az insanın çıktığı tepe. Peki neden istesin ki insan buraya çıkmayı? Çünkü çıktığınızda adanın ve çevreleyen denizin size ait olduğu hissini yaşamanıza bir fırsat vereceği için. Ayrıca çıktığınızda yukarıdan diğer adaları ve hatta Anadolu yakasını ve tamamen binalar ile kaplı olan sahili Tuzla’ ya kadar izleyebilirsiniz. Ama bu manzara neredeyse her gün gördüğüm şeyleri içerdiğinden görüş alanımdan çıkarıp arkama aldığınızda bu tepenin sizi cennette olduğunuza inandırdığını görecesiniz. Burada bir bar yada lokanta yok ama umarım olmazda – problem değil her zaman yanınızda bir şişe şarap getirebilirsiniz.

Son vereceğim örnek kimilerine pek çekici gelmeyebilir – Karaköy’ den Taksime sürmek. Galata kulesinin yanından doğru dümdüz yukarı çıkan yokuştan bahsetmiyorum tabii toksa bu işten vazgeçebilirsiniz. Bunun yerine kullanabileceğiniz şaşırtıcı alternatifleri kullanın (arka sokaklar, ya da elektrik malzemesi satan bir sürü dükkanın olduğu cadde, tamam bunlarda yokuş ama çok zor değil). Örnek biraz tartışılabilir oldu galiba çünkü sonu İstiklal caddesi ya da Taksim olan bu hedefin mükafat mı, ceza mı olduğu gerçektende belli değil. Burası her zaman kalabalıkları kendine çeken popüler bir yer. Kalabalıktan çekinen biriyseniz korkutucu bir deneyimde olabilir. Ama ne mutlu bana ki insanlar arasında sörf yapmayı beceriyorum, Kendimi ya da bir başkasını yaralamadan İstiklal de aşağı yukarı dolanabiliyorum. Ama Taksime kadar çıkan bu yolun tamamını kat etmeye pek de hevesli değilim çünkü bu geçidin tam da ortası denebilecek bir yerde duruyor İnci, içinin yıllardır hiç değişmiş ( duvarlardaki eski, soluk gazete ve dergi kupürleri ile yaptığınız karşılaştırmada görüyorsunuz ) olan ve yediğim en muhteşem profiterolü yapan, biraz fiyatlıca bir pastane. İnci, sahiplerinin kazanç uğruna şubeler, pastane içinde değişiklikler yapmamış olması ile de ayrı bir eşsizlik kazanıyor. Yeryüzünde sadece bir yerde var ve tabiki böyle bir yere gelmek için biraz çaba harcamak gerekiyor.

Benzerini bulduk:

 Leave a Reply

(required)

(required)