Dec 262010
 

… ve bunlar hakkında kimi fikirler.

Aşağıdaki liste güçlüden, güçsüze doğru giden bir biçimde sıralanmıştır:

Dörtten fazla tekerlekliler.

  • Kamyonlar

Her yerde olabileceği kadar tehlikeliler. Neyse ki Türkiye’ de kamyon şoförlerinin tercih edebileceği o kadar ana yol mevcut ki bizim genelde kullanmayı tercih ettiğimiz ara yollara musallat olmuyorlar.

  • Şehir otobüsleri

İstanbul’ da kimi otobüslerin o kadar tarihi motorları var ki, bunların kimisinin saldığı karbon monoksit ile insanı boğarak ani bir ölüme sebebiyet vereceği ya da ciğerlerde dönüşü imkansız değişiklikler yaparak hayatı kısaltacağına dair bir inancım var. (Sadece merak ediyorum, acaba bu tutum yüksek nüfusa karşı alınmış bir tedbir mi diye?)

  • Otobüsler

Ne zaman yokuş yukarı giderken bisikletten inip yürümem gerekse yanımdan geçip giden her otobüs ile rahatsızlık duyardım. Bir otobüs dolusu insanın benim bu fiziksel yetersizliğime şahit oluyor olması beni utandırıyordu. Ama artık biliyorum ki aslında bu durumu gören ve sırıtan sadece bir kişi var – şoför.

Ne de olsa yolcular burunlarının dibindeki ufacık monitörlerde televizyon, film ya da dizi izlemekle meşgul, tabi otobüsün önünde takılı olan kameranın canlı yayınını izlemiyorsa.

  • Çöp kamyonları

Çok özel bir şey değil aslında ama kötü şansımın da etkisi ile İstanbul’ da çok sık yolumun üstünde oluyorlar. Bunun basit açıklaması var tabi, burada insanlar çöplerini akşamları evlerinin önüne bırakıyor ve tabi ki birilerinin bunları her gün toplaması gerekiyor.

Sanırım İstanbul’ un dar bir yolda başınıza gelebilecek en kötü şeyde bu kamyonun arkasına takılmış olmak olsa gerek, çünkü kaldırımda hala toplanılmayı bekleyen çöpler varken bu aracı hiçbir biçimde geçme ihtimaliniz yok ve artık soluyacak gram temiz havanız bile kalmamış iken tek yapabildiğiniz aracın hareket etmesini beklemek.

Dört tekerlekliler.

  • Dolmuşlar

İstanbul yollarının kötü şöhretli canavarları. Dolmuş şoförleri sabit ve diğer sürücülerin kestirilebileceği bir hız için çaba sarf etmek yerine kimi zaman kağnı kadar kimi zaman da delicesine hızlı olabilirler. Bu tutarsız hız o an kaldırımda yürüyen, yaya geçidinde ışığı ya da bir otobüs durağında otobüsü bekleyen muhtemel yolcuları avlayabilmek içindir ve bu durumu ne kadar anlamaya çalışsanız da beyhude. Yayaların birinin ufak bir el hareketi ya da kaldırımın yol kenarına doğru hafif bir meyilleri ile hiçbir şeye dikkat etmeden, nerede, ne zaman olduğuna bakmayan ve arkasında kimin ne hızda olduğunu hiç önemsemeyen bir dolmuş anında duracaktır. Aynı mantık içerdeki bir yolcunun inmek istemesi halinde de geçerlidir. Bu sebep ile bir dolmuşun arkasında ya da yanında bisikletinizi sürüyorsanız içeriden her an birinin dışarıya atlayabileceğini aklınızdan çıkarmayın. Ayrıca bir dolmuş şoförünün istediği an el frenini çekerek sizi arkadan gelen bir başka dolmuşa katabileceğini de unutmayın.

dolu dolmus

Pörof Zihni Sinir

  • Taksiler

Şurası bir gerçek ki genelde yolcusunu almış olan bir taksinin hızlı, yolcu arayan taksilerin ise yolun kenarında yavaş yavaş ilerleyeceğini kestirebilmek bir dolmuş ile kıyaslandığında çok daha kolaydır. Tek bir yolcunun yeterli olması, bu kişinin gitmek istediği güzergaha varana kadar taksi şoförünün yol üzerindeki diğer yolculara ilgisini köreltir.

  • Arabalar

… değişen insanlar. Hoş ve arkadaş canlısı bildiğiniz Türk Mr Smith, hadi biz şimdilik Mehmet Bey diyelim (komşu, manav, iş arkadaşı, en sevdiğimiz lokantanın garsonu hatta kocanız bile) motorun çalışmaya başlaması ile kısa zaman içerisinde Mr Hyde’ a dönüşür.

  • Jipler

Bu arabası büyükler araçlarının büyüklüğü ile doğru orantılı olarak değişim gösterirler. Boğaza nazır olan şehirde oldukça pratik olması sebebi ile bu araçların İstanbul asfaltı üzerindeki nüfusu yoğundur 😉

Üç tekerlekliler

  • Üç tekerlekli, sepetli bisikletler

Alışveriş turları için ideal. En son Marmaris merkezinde görüldü.

İki tekerlekliler

  • Diğer bisikletliler

Sayıca artıyorlar. Üç yıl önce yollarda tek tük bisikletli vardı İstanbul sokaklarında, bu sebeple birbirini gören bisikletliler dağda karşılaşan dağcılar gibi selamlaşıp yollarına devam ederdi. Hatta arada bir ufak sohbetler için durmaya alışmıştık. Şu an ise o kadar sık karşılaşıyoruz ki herkese merhaba diyecek vakit bile olmuyor. (Kalabalıklaşmanın üzerimizdeki etkisi…)

  • Diğer bisikletliler PRO, yani en azından kafasında bir kask olanlar.

Sayıca artan diğer bir grup ve yüzden artık fark etmiyoruz bile artık İstanbul’ da. Ama şehir dışına çıkınca o kadar az ki genelde kim olduklarını, nereye gittiklerini öğrenmeye çalışıyoruz.

  • Çok genç bisikletliler

Kimi köy ve kasabanın çocukları gezilerimizde bazen bize bir süre kendi bisikletleri ile eşlik etmeye çok hevesliler.

Birimizin aslen Türk olabileceğinden hiç şüphelenmeden önce “Hello” diye bağırıp –bir kask ile bisiklet sürmek hiç Türk işi olmasa gerek- Umut’ un Türkçe verdiği cevabı bile kimi zaman pek ciddiye almadan kendi aralarında “bak lan turist Türkçe konuşuyor” söylentisi dolaşıyor fısır fısır.

Ama içlerindeki en inatçı grup bize neredeyse Isparta’ dan çıkana kadar eşlik eden çılgın gençlerdi. Aklıma gelen bir başka sinir bozucu olay da Afyon sonrasındaki köylerin birinden hemen sonra başlayan yokuşta biz debelenirken gülüşüp duran çocuklardı.

  • ve daha fazlası bisikletliler

Şehirde sarhoş olmamasına rağmen zikzaklar çizerek düşüncesizce dolaşanlar. Kimi zaman kalabalık yollarda da görünürler.

Kimi zamanda kendi şeridinizde giderken karşınıza çıkan şerit ihlalcileri çıkar karşınıza.

  • motorsikletler

Yatak odasında sokakta olduğundan daha sinir bozucular -bu arada seks ile ilişkili bir durum değil-. Bu geniş boruların yatak odasındaki pencerenin arkasından kükremesinden uyuyamıyorum kimi zaman. Anlayamadığım bir başka nokta ise gerçekten bu biçimde kendimizi duyuruyor ve güvende hissediyoruz argümanını gecenin bir vakti bomboş sokaklardaki yankılarına sinirlenerek soruyorum kendime.

Raylarda

  • Trenler

Trenler genelde çok yoğun olmadığından uzaktan geçip giden birini gördüğünüzde kendinizi şanslı sayabilirsiniz ya da şanssızsınızdır bir hemzemin geçidin açılmasını bekliyorken.

  • Tramvaylar

Tramvay rayları İstanbul’ un her yerinde olmasa bile şehirde gezinirken dikkat etmeniz gerekiyor. Mesela Sultanahmet’ ten Sirkeci – Eminönü tarafına giderken ya da Kadıköy iskelesinden yukarı Dörtyol da ki Boğa heykeline çıkarken tramvay ile beraber aynı yere sığmanın mümkünü yok.

Ve tabi ki İstiklal Caddesinde o kalabalığın içinde kendi yolunu ararken yanınızdan sürekli öten bir zil ile geçen o güzelim nostaljik tramvay.

Dört ayaklılar

  • Sokak kedileri

Genellikle kaldırımlarda, arabaların üzerlerinde ya da kimi zaman altındaki gölgede yatıp pinekler ve az da olsa sokağın öte tarafına koşturarak geçerler, bu kadar hareket için bile çok tembeller.

  • Sokak köpekleri

Kediler gibi sokaklarda pinekleyen bu köpekler kendilerini besleyen hatta bu işi abartanları oldukça seviyorlar. Genelde insanların üzerlerine atlamak gibi bir huyları olmasa da kimi zaman huylanıp birisine hırlayabilir, havlayabilir hatta kovalayabilirler. Ama neyse ki bir bisikleti yakalamak için hala yavaş sayılırlar. Ama yinede en kötüsü olup da ısırılırsanız en azından aşılı olmaları ile avunabilirsiniz.

Kadıköy’ de yayaların trafik ışığını önemsemeden karşıdan karşıya koşuşturmalarına rağmen yeşil ışığı bekleyen birkaç tane gerçekten akıllı dört ayaklı gördüğümü de hatırlıyorum.

Şehrin dışında ise köpekler sorun olabiliyorlar. Bisikletimi sürdüğüm yöne doğru koşturup gelen bir köpek gördüğümde neyi yapmanın doğru olduğundan hala emin değilim. Hızlanmalı mı, elime bir sopa mı almalı ya da havlamalı mıyım?

  • Koyunlar, keçiler ve inekler

Her ne zaman bir çoban görsek taze, yağlı, lezzetli bir miktar süt için dil döküyoruz. Ve eğer ufaklıkları beslemiyorlarsa genelde bir miktar alıyoruz da.

İki ayaklılar

  • Yayalar

Türkiye yollarının en alt kastı. İstanbul’ da yaya geçitlerini bulmak bayağı zor olduğundan karşıya yasal hakkı olan geçitten geçmeye çalışan bir yaya fazladan bir kilometre yürümeyi göze almalıdır. Ve her halükarda görünür ya da artık silinmiş durumda olan bir taneyi bulabildiyseniz bile sürücülerin merhametine kalmış durumda durmak –yağmurun, ya da yakıcı güneşin altında, elinizde alışveriş poşetleriyle, yaşlı, genç, çocuklarınızla beraber, ishal olmuş kıvranıyor, mesai bitmeden yapmanız gereken işleri düşünüyor olabilirsiniz ama kimin umurunda?

Kimi zaman sadece 20 santimetrelik podyum kıvamında olsalar da ödül gibiler. Tabi böyle daracık olanlarına denk gelirseniz kaldırım taşına çıkıp türlü cambazlıklar ile duvara, çitlere ya da herhangi bir ağaca değmemeye çaba sarf edebilirsiniz. Yerel merciler genelde ayakları üzerinde bulunan vatandaşları fazlası ile şımartmak istemiyor anlaşılan.

Öbür taraftan baktığınızda ise karşıdaki kaldırımı gözüne kestirmiş bir yaya hiçbir yere bakmadan yola, tam önünüze atlayabileceklerinden rahatsızlık verici olabilirler.

  • Sokak satıcıları

Mendil, çiçek, gözlük, araba kokusu önerebilir, çocuk veya bebekli kadın olabilirler.

Trafikte takılmış, yeşil ışığı bekleyen araçlar arasında rahatlıkla dolaşırlar.

İki ayaklı ve kanatlılar

  • deli/genç/yaralı martılar

Yardımcı olmanın bir yolu var mı bilmiyorum. Zavallıcık panik halinde her yöne koşuştururken tekerleklerin altında sonunu bulabilir. Geçen bahar aylarında köpekten korkunca yola, hızlıca gelen bir taksinin altına kendini atmak zorunda olduğuna şahit oldum…

Hibritler

  • Toplayıcılar

Dönüşüme uygun her türlü değerli materyali koydukları el arabaları ile yolun neredeyse tamamını kaplıyor olabilirler.

fotoğraf - Ali SALTAN

  • Eskiciler
  • Simitçiler

Arabalı ya da piramit şeklinde dizili simit dolu tepsileri ile olabilirler.

  • At arabaları

İstanbul adalarında karşı karşıya gelme olasılığınız ülkedeki herhangi bir yerden daha fazla.

bisikletler buyukada'da

Bisikletliler derneği büyük ada etkinliğinden alınmıştır

Ufak ve ahesteler

 

  • Kaplumbağalar

Yolda gördüğümüz bütün kaplumbağaların güvenliklerini sağlamaya çalıştık.

  • Sümüklüböcekler

Ne yazık ki, çok merhametli değilim bunlara karşı, kilometrede bir tane kurtarabiliyorum sadece.

  • Kurbağalar

Bir bakışta öldürüyor olmalıyım ki yolumu üstünde hiç yaşayanına rastlamadım.

Yukarıdakilerin dışında aklınızda tumanız gerekenler

… kavşağa varan Türk sürücüler sarı ve kırmızı ışığın ilk saniyelerinde istiflerini bozmadan devam etseler de yeşil ışık yandığında aynı sürati gösteremiyorlar.

… sürücüler ışığın renginin değişme süresinde karşıya geçebilme olasılığının olmadığını bilmesine rağmen yine de yolu ya da yaya geçidini tıkamak pahasına bekleşirler ortalıkta.

… hiçbir terbiyeli şoför sizi kafanızdan aşağı su içinde bırakmamak için yolun kenarındaki su birikintisinin kenarından dolanmaz, tabi eğer arabasını yıkamacıdan yeni almışsa durum değişebilir.

… Türkiye’ deki yasalar sürücülere diğer araçlar ve bisikletliler ile arasında belli bir mesafe bırakmasını söylese de sanırım bunu duymuş olan yok. Sürücüler aynalarını gidonunuza değdirebilirler. Otobüs şoförleri de aynı dikkatsizliği göstermekteler.

…Şoförler ve bisikletliler dönüş öncesi sinyal vermezler.

… sürücüler bir elleri sigara ya da cep telefonu ile meşgul iken araba kullanabilirler (tabi bu duruda kafaları da yol dışındaki mevzu ile meşguldür).

… Bir yandan bu kalabalığa her gün ehliyetini alan bir güruh daha ekleniyor. En fazla 15 dakika süren direksiyon sınavı sonrası (ve bu sürüş de zaten tenha sokaklarda başlayan ve başlanan yere geri gelebilmek için yapılan 4 dönüşten ibaret bir alanda yapılıyor).

… Şoförler kornalarını sadece gördükleri engeller için değil, sizi bisiklet üstünde görüp selamlamaya ve ne kadar mutlu olduklarını belli ederken de kullanabiliyorlar.

… Ramazan boyunca evde kendini bekleyen iftar sofrası için sokaklarda aç sürüler halinde dolaşan arabalarla dolu oluyor sokaklar. Eğer bu sofraya zamanında varamama sebebi olursanız sizi zincirleriniz ve viteslerinizle beraber tatlı olarak yemeye hazırlardır.

Ve güzel haber…

…  Sürücü ya da yolcular inilecek yer gelip de arabanın terk edilmesi gerektiğinde asayişin berkemal olup olmadığına anlamadan buna pek cesaret gösteremiyorlar (Ama bir keresinde arabanın durması ile dışarı atlayan çocukla burun buruna da geldiğim de oldu).

… Kimsenin bir diğerine güvenmediği İstanbul yollarında her daim tetikte olmak dışında başka bir seçenekleri de kalmıyor tabii. Bu durum size garip gelecek olsa bile biraz olsun rahatlamanıza da gerekçe olabilir.

Benzerini bulduk:

 Leave a Reply

(required)

(required)