Jan 062011
 

Madem her şeyi tersten bir kere daha yaşayacağız oldu olacak ben de benim bisikletimi taşıyayım dedim önce. Ama bunun gerçekleşebilmesi karayolu ile gidebilmeme bağlıydı. Ve karayolunun fazladan iki vize daha almamı gerektirmesi gözüme battı.

2007 sedona 761Anlaşılacağı üzere ilk göz ağrımı yaklaşık iki ay önce arkamda bıraktım. 2007 yılında aldığım Sedona 761 şu an arkadaşlarıma emanet. İşleyen demir ışıldamaya devam etsin diye düşünüp kullanılmasının daha iyi olacağına karar vermiştim. Zaten üç yıl içerisinde tüm cefamı çekmiş bir bisikletten bahsediyoruz ne de olsa. Sakınacağım ne göz kaldı ne de batmamış olan çöp. Geçen 3 yıl içindeki şehirlerarası turlarımız, hafta sonu kaçamaklarımız ve günübirlik gezilerimiz helalleşmemi kolaylaştırdı bir açıdan. Geçen üç sene sonunda mutlu bir ayrılık yaşadık anlaşılacağı.

Şimdi içinizden biri “Tamam da yanında olsa binmez misin?” diye soracak olsa  “Evet binerdim” diye cevap verebilirim. Memnundum ne de olsa.

Bu süre içerisinde sadece bir kere zincir ve kasetimi değiştirmiştim. Bu arada şu kadar kilometrede bu kadar zincir değişimi olmalı denklemlerine hiç uymadığımı yazmam gerekir. Sonuç nedir? Aynakolun orta dişlisi zincir uzamasına bağlı olarak fiziki değişime uğramış ve sizlere ömür olmuştur. Zincir ve kaseti değiştirdikten sonra pedala her güçlü basışta bisikletin feryat figan eder olması belirtilerindendir. Çünkü zincir orta dişli üzerinde tutunamayıp kayıyordu ve çıkan sesleri tarif etmem zor. O sırada bu sesleri duyan yayalar bile acıyordu eminim bisikletime.

Bisikletin üzerinde gelen ve ilk ay içerisinde kırılan plastik pedalları hemen ekleyeyim. Gerçi pedalın kırılması “Acaba spd pedal kullanmayı mı denesem?” sorusunun cevabını basitleştirmişti. Spd pedalları kullanmaya başladığım ilk gün bir iki kere düşsem de sonradan sevdim. En büyük sıkıntısı aynı ayakkabılar ile bir etkinliğe katılamamak. Oldu ki katılmanız zorunlu hale geldi, bilin ki o günün en dikkat çeken kişisi olacaksınız J. Çünkü siz yürürken zeminde sürekli bir metal sesi olacak, ya da ses çıkarmamaya çalışırken yapacağınız kıvrak bilek hareketleri herkesin ilgisini üzerinizde toplayacak. Ama en kötüsü merdiven inip çıkmak.

Diğer değişikliklere dönersek bunların ilki bisikletin üzerinde standart olarak gelen fren pabuçlarını soket tipli olan Baradine pabuçlar ile değiştirmek olmuştu. Türkiye ve çoğunlukla İstanbul’ da farklı birçok hava ve zemin koşulunda kullandığım pabuçlara reklam olmasın ama iyi bir puan verebilirim. Sizi her türlü kaza ve beladan koruması için davrandığınız ilk şeyin genelde(kimi zaman yanlış da olsa) frenleriniz olduğunu unutmayın. Markası önemli değil ama kaliteli pabuç almaya özen göstermenizi tavsiye edebilirim.

Ayrıca Kullanım ömürleri bağlı olarak yaptığım bu değişimler dışında birkaç kere de mecburi olanlar olmuştu. Mesela yaptığım bir kaza sonrası ses çıkarmaya başlayan ve bir türlü eski haline getiremediğim arka göbeğim ile aynı kazada yamulmuş olan jantım. Arka tekerim tamamen yenilenmiş oldu yani bu kaza sonrası.

Bunların dışında doğal olarak bir çift lastik eskittim. Elcikleri parçaladım, fren tellerini kopardım. Bisiklete ödediğimin sanırım yarısını bu değişimlere ve değişikliklere harcamam gerekti. Ama yinede kârdayımdır. İnsanlar spor yapmak için kapalı salonlara yazılırken, bir yerden başka bir yere giderken arabalarına benzin alırken ya da en azından bir toplu taşım aracına bindiğinde ödediği ücretleri düşünüyorum da sanırım sırf bunlar her sene en az bir bisiklet almaya yeter.

Gel gör ki kendime yakıştıramasam da bu yaban ellerde kaldım yayan. Ama en kısa zamanda bir bisiklet edineceğim.

Benzerini bulduk:

 Leave a Reply

(required)

(required)