Jan 092011
 
Olga' nın bisikletsiz ve kasksız hali

Olga' nın bisikletsiz ve kasksız hali

Kendi turlarımızda çekmiş olduğumuz bir tane bile fotoğrafımız yok. Fotoğraf makinesini hiç yanımıza almadık. Deklanşöre de hiç basmadık. Şimdi de göstereceğimiz bir şey olmaması normal.

Şimdiye kadar Umut sadece geleneksel ağırsıklet fotoğraf tekniklerinden zevk aldığından –ne zaman bir görseli ya da bir olayı belgelemek istese, birkaç kilogramlık makine gövde ve lenslerden oluşan seti yanında taşıması gerekiyor. Bütün bu donanımın bir bisiklet ile birleşimi çok hantal bir hal aldığından da bize bunları bırakmak dışında bir şans tanınmıyordu.

Bir zamandır dijital kamera mı alsak acaba diye düşünür olduk. Şu makul boyutlu ve fiyatlı olanlardan biri mesela, ama vergilerden dolayı insanın içine oturuyor aynı makinenin yurtdışı fiyatının iki katını ödemek zorunda kalmak. İşin kötüsü kısa zaman içinde yurtdışına gidip gelecek kimse de yok. İnternet üzerinden satış yapmak ise riskli yine, her şey gümrüğe takılabiliyor memlekette. Sanırım bir süre daha düşüneceğiz bu konuyu.

Şimdilik biz hiç fotoğraf çekmiyor olmanın faydalı tarafına bakalım biraz teselli için :

Öncelikle, hızlıyız. Hız delisi değiliz aslında. Öyle en çok kilometreyi mümkün olan en kısa zamanda yapmak aslında pek de ilgilendiğimiz bir şey değil. Bu durum gezinin her metresinin telaşsız ve keyfinin çıkararak gezme mantığımıza hem ters hem de istesem bile fiziken zorlanırım.

Unutmayın ki yazının başında fotoğraf makinesinin olmaması halinin avantajlarından bahsedeceğimi söylemiştim. Bu nedenle şimdi en iyisini yapmaya çalşacağım(ç.n. kimisi size garip gelebilecek olsa da)

Bir süre önce Kapadokya’ ya gezmeye gittiğimde, Hangi rotayı takip edeceğimizi kestiremediğimden etrafımızdaki yerel kişilere sorumu yönelttim:

—    Şu vadiden (parmaklarım bu arada haritanın üzerinde bir yerleri gösteriyordu ) şöyle dolanıp güneş batmadan buraya geri dönebilir miyiz?

—    Yanınızda fotoğraf makinesi olup olmadığına ya da kaç tane fotoğraf çektiğinize bağlı bu…

İşte bu kadar basit. Fotoğraf makinesinin yokluğu gözlerimizle daha çok şeyi görmemizi sağlıyor.

Hem böylelikle daha sonra yazacağımız yazıya içlerinden hangisinin daha uygun olup olmadığına karar vermemiz gereken binlerce jpeg ya da png dosyamız olmuyor. Ve seçilenlerin arasına giremeyenler için sızlanmam gerekmiyor. Ne yazık ki hepsini yayınlamayı isteyecek olsam bile böyle bir şansımız yok.  Zaten fotoğraflarda oldum olası kötü görünüyorum, olmayan fotoğrafların içinde siz de var olamazsınız ne de olsa.

Sonuç olarak en önemli iddiam ise, İnternette zaten her konuda binlerce görsel ve fotoğrafın kaynıyor olması. Bunların sahipleri boşa gitmesini istemediğinden kullanma isteğinizi hemen olumlu karşılıyor. Bir blogda fotoğraf içeriği olmadan yavan gözüktüğünü reddedemeyeceğimize göre bu biçilmiş kaftanları kullanacağız elbet.

Benzerini bulduk:

 Leave a Reply

(required)

(required)