Jul 052010
 

Bisikletimi de kıyafetlerim, kimi kozmetik ürünlerim ve kitaplarımla beraber hazırladım yolculuğa. Sofya’ ya kadar olan yolculuğunu 20 Zloty (10 TL!) karşılığında yapan bisikletim buradan sonraki İstanbul yolculuğunu ise ücretsiz yaptı.
Otobüs şöförleri genellikle bagajın sıkışıklığından, yer olmadığından falan şikayetçi olur ve buna şaşmamalı. Resmi olarak bir bagaj ağırlık ya da boyut sınırı olmaması ve hatta bazen kimi yolculara baktığımda otobüsleri evlerini taşımak için, ya da satış için aldıkları malları taşıdıklarından şüphelenmem acaba nedeni olabilir mi? Ama her ne olursa olsun bir, ya da iki bisiklet söz konusu olduğunda mızıtmakta üstlerine yoktur.

Umut, erkek arkadaşım, beni Bayrampaşa’ da ki otogardan, vapur, metro ve tramvay ile bir buçuk saat süren yolu tepip aldı. Ve geri dönüş yolunda bimeyen trafik kuyruklarını, daracık ve kimi zaman çıkarken zorlanılan yükseklikteki kaldırımları göstererek dert yanıyordu. Bu bir buçuk saatlik yolculuk sırasında etrafta hiç bisiklet kullanıcısı görmemiş olmak kendime olan güven ve heveskarlığım üzerinde hafif bir yaralanmaya yol açtı açıkçası…

Daha da kötü olan, umutla beni beklediğini düşündüğüm işin bir başkasına verilmiş olması idi. İstanbul da beş kuruş parasız ve hızlıca bulabileceğim başka bir iş olmadan, sıcağında kavrulup gitmeyi istemedim.Türkiye’ den birkaç ay uzaklaşmamı sağlayacak herhangi bir ülkede, herhangi bir işe bakınıyorken, geçmişimdeki kimi anılarıda düşünerek İskoçya’yı tercih ettim.

Bisikletim bu süreci Acıbadem deki evimizin balkonunda kullanılmadan ve işe yaramaz birbiçimde geçirdi. Umut kimi zaman oraya buraya bir kaç tur yapmışsada sanırım en çok işe giderken kullanmış olmalı (yürüyerek 15-20 dakika süren bu mesafe 5-10 dakikaya inince doğal olarak bu sürede sabahları uykuya eklenmiş oldu). Sevmiş olacak ki geri döndüğümde evde iki bisiklet vardı. Ayrıca bu üç ay içerisinde teknik olarak beni geçmiş, Edindiği bir dağ bisikleti kitabından kimi teknikleri öğrenmişti. Bana bile kimi yüksek kaldırımlara bisikletten inmeden nasıl çıkacağımı gösterdi (tamam hala daha ileri teknikleri çözmüş durumda değil ama umudu kaybetmemek lazım).

Bu arada iş konusuna geri dönecek olursak, ağlamaya değecek bir durum yok. B sınıfı Hollywood filmlerini satan firma Türkiye koşullarında çok uzun süre dayanamamıştı. Nereden mi biliyorum? Kimi zaman İstanbul gerçekten küçük olabiliyorda ondan, hele birde buradaki yabancılardansanız. Bir buçuk yıl sonra bu iş için benim yerime alınmış olan Patrycja ile tanıştık ve arkadaş olduk. O da bisiklete binmeyi özlediğinden dem vurup tatilden döner dönmez kendine bir bisiklet almak istediğini söyledi. Ve böylece bir hafta geçmiş oldu.

Benzerini bulduk:

 Leave a Reply

(required)

(required)